Blog / Dünyada Ve Türkiye´de Sürdürülebilir Kampüs Uygulamaları
Dünyada Ve Türkiye´de Sürdürülebilir Kampüs Uygulamaları
Bir koruma programı ile uğraşan insanlar, genellikle bu program içinde kendi rollerinin önemsiz olduğu algısına kapılıp, harcayacakları çabanın alınacak sonuç için gereksiz olduğunu düşünürler. Tüm organizasyon düşünüldüğünde bir işe yaramayacağı düşünülen pek çok bireysel katkının toplamda binlerce liralık fayda sağlayacağının anlatılması gerekir.
Dünyada Ve Türkiye´de Sürdürülebilir Kampüs Uygulamaları
Tüm dünyada ve ülkemizde, çevreye duyarlı, enerji tasarrufu yöntemlerini kullanan, başta ülke ekonomisi ve doğası olmak üzere tüm akademisyenlere, üniversite öğrencilerine, mezunlarına daha iyi hizmet veren, çevresel farkındalık yaratarak sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunabilecek kampüsler oluşturulması hedefiyle yola çıkan “Sürdürülebilir Kampüs - Yeşil Kampüs” uygulamaları hızla yaygınlaşmaktadır.
Bugünün dünyasının karşı karşıya olduğu karmaşık çevresel sorunların çözümünde üniversitelerin iki önemli misyonu bulunmaktadır. Bunlardan birincisi; üniversitelerin hizmet veren diğer kurumlar gibi öğretim ve araştırma için ofis, derslik ve laboratuvarların kullanımı sırasında enerji tüketimi ve atık üretimi nedeniyle doğrudan; öğrencilerin yiyecek, içecek tüketimi, ulaşımları gibi nedenlerden ötürüde dolaylı yoldan çevreye baskı unsuru olan birimler olduklarından, sürdürülebilirlik konusunda diğer kurumlara örnek teşkil etme misyonu vardır. Diğer önemli misyonları ise lider yetiştirmede, topluma örnek model ve canlı bir laboratuvar oluşturarak sürekli öğrenmede, yeni teknolojilerin ve endüstri dallarının geliştirilmesinde, sürdürülebilirlik alanında yeni uygulamalar ve yöntemler konusunda yol gösterici olmada, geliştirilen yeni teknolojilerin sürdürülebilirlik kavramı ile ele alınarak çevresel etkilerinin azaltılmasında, sürdürülebilir uygulamalarda ve daha sürdürülebilir bir toplumun oluşmasındaki rolleridir. Sürdürülebilir kampüsler; enerji tüketimlerini ve emisyonlarını azaltarak, malzeme ve atık yönetimini iyileştirerek, hem eğitim, öğretim, araştırma ve kurumsal yönetim birimlerini işlevsel açıdan birbirine bağlamakta, hem de yeni teknik ve teknolojilerin sürdürülebilirlik kavramı ile geliştirilmesini sağlamaktadırlar. Bu şekilde sürdürülebilir kampüsler şimdiki ve gelecek nesillerin yaşam tarzı kavramlarında, refah uygulamalarında sürdürülebilirlik temasının yer almasında öncü rol oynamaktadırlar. Sürdürülebilir kampüse ulaşmanın ana temaları, Şekil 1’de özetlenmiş olarak görüleceği gibi, sürdürülebilir kampüs idaresi (kampüs işletimlerinin idaresinde sürdürülebilirlik değerlendirmesi, iyileştirmeler ve zamanla değişiminin izlenmesi), sürdürülebilir araştırma, ekolojik okuryazarlık, etik ve ahlaki sorumluluk, üniversiteler ve uluslararası işbirlikleri, interdisipliner ve sürdürülebilirlik odaklı müfredat geliştirilmesi, ve kamu, özel ve endüstri kuruluşlarıyla ortaklıklardır. Sürdürülebilir kampüse ulaşmada bugüne kadar küresel, ulusal ve kurumsal bazda adımlar atılmıştır. Bu makale bu adımlardan önemlilerinin özetini içermekte, sürdürülebilir kampüs uygulamaları hakkında bilgi vermektedir.
TARİHSEL GELİŞİM
Eğitimle sürdürülebilir kalkınma arasındaki ilişki ilk kez 1972 Stockholm Konferansı’nda vurgulanmıştır. Stockholm Bildirgesi’nin 19. Prensibi’nde çevreyi korumak için çevre eğitimi verilmesi konusunda çağrıda bulunulmaktadır. 1977’de Tbilisi Çevre Eğitimi Uluslararası Konferansı’nda çevre eğitimi konusunda ilk uluslarası bildirge ortaya konulmuştur. Ardından 1990’da Fransa’nın Talloires bölgesinde düzenlenen konferansın ardından 20 üniversitenin rektörleri on adet aksiyon planının yer aldığı Talloires Bildirgesi’ne imza atmıştır. Bu bildirge daha sonra imzalanan Halifax, Swansea, Kyoto, Copernicus, Tessaloniki bildirgeleri gibi oluşturulan şu ana kadar toplam yükseköğretimde sürdürülebilirlikle ilgili 31’den fazla bildirgeye örnek ve ilham kaynağı olmuştur (Tablo 1). Şu anda 50’den fazla ülkeden 400’den fazla yükseköğretim kurumu bu bildirgeyi imzalamıştır. Ekolojik okur-yazarlık/ekosistem bilgi ve anlayışının geliştirilmesi Talloires Bildirgesi’nin önemli temalarından biridir. Halen Sürdürülebilir Gelecek için Üniversite Liderleri Topluluğu bu bildirgenin sekreteryası olarak çalışmaktadır.
Bildirgeler medyanın ve halkın ilgisini arttırmak için olumlu olsa da imza atan üniversitelerin ne derece sorumluluk aldıkları bilinmemektedir. Çünkü bu konuda bir izleme sistemi kurulmamıştır. Üniversitelerin sürdürülebilirlik faaliyetlerini değerlendirmek için Yükseköğretimde Sürdürülebilirliğin Geliştirilmesi Derneği (İng. kısaltma: AASHE) “Sürdürülebilirlik İzleme, Değerlendirme ve Reyting Sistemi (İng. kısaltma: STARS)’ni oluşturmuştur.
Bu sistemde kurumlar eğitim ve araştırma, yönetim ve finans, ve kampüs idaresi olmak üzere üç ana kategoride puanlanmaktadır. The Princeton Review Yayınevi Amerika Yeşil Bina Konseyi işbirliğiyle üniversitelerin değerlendirildiği yıllık Yeşil Üniversiteler Rehberi’ni yayınlamaktadır. 1990’lardan itibaren birçok üniversitede sürdürülebilirlikle ilgili çeşitli projeler ve faaliyetler yürütülmüştür. Projelerin hayata geçirilmesi çoğu zaman ekonomik kazanç da sağlamaktadır. 1990 yılında Amerika Ulusal Doğal Hayat Derneği “Kampüs Ekolojisi Programı” ağını kurmuştur. Bu program sayesinde sadece 1998 yılında toplam yirmi kampüste hayata geçirilen projelerle on beş milyon doların üzerinde tasarruf sağlandığı belirlenmiştir.
“Sürdürülebilir kampüs”e ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Birleşmiş Milletler’in 2005-2014 on yılını Sürdürülebilir Kalkınma için Eğitim On yılı olarak ilan etmesi ve diğer BM insiyatifleri küresel çabaları desteklemede önemli rol oynamıştır. Yükseköğretimde Sürdürülebilirliğin Geliştirilmesi Derneği (İng. ASHE) şu anda 640’tan fazla üyeye sahiptir. Derneğin düzenlediği yıllık konferansın katılımcı sayısı 2006’da 700 iken 2008’de 1.800’ü aşmıştır. 2000’de Yükseköğretimde Sürdürülebilirlik Uluslararası Dergisi çıkarılmaya başlanmıştır. 2007 yılında Zurih’te küresel bilgi paylaşımını desteklemek için Uluslararası Sürdürülebilir Kampüs Ağı (İng. Kısaltma: ISCN) adında bir platform kurulmuştur. 2010 yılında ISCN, GULF (Dünya Üniversite Liderleri Forumu (İng. Kısaltma: GULF) Dünya Ekonomik Forumu tarafından üniversite liderlerini biraraya getirmek ve küresel politikalarda önemli alanlarda üniversitelerarası işbirliğini arttırmak amacıyla kurulmuştur) ile ISCN-GULF Sürdürülebilir Kampüs Bildirgesi’ni oluşturmuştur. Bu bildirgeyi Yale, Brown, ETH-Zurich, Stanford gibi ünlü üniversiteler imzalamıştır.
ÜNİVERSİTELER NEDEN “YEŞİL” OLMAK İSTİYOR?
Kampüslerin sürdürülebilir kampüs olma isteklerinin altında, ekonomik nedenler, iç ortam kalitesi, yenilenemez enerji kaynaklarının azalması, giderek artan enerji maliyetleri, küresel enerji kullanımının ekolojik etkileri, yeni teknolojiler, küresel çapta ilgi ve bilinç düzeyi, çevresel kirlenme, iklim değişikliği ve ekolojik sağlık gibi pek çok etmen yer almaktadır. Üniversiteler, yenilikçi özellikleri ve toplumda öncü rollere sahip olmalarından dolayı sürdürülebilirlik uygulamaları ile toplumda sürdürülebilir bir yaşam stilinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.Ekonomik Kazanç Sürdürülebilir kampüs uygulamaları azalan su ve enerji maliyetleri, geri dönüşüm kazançları vb. nedenlerle genel olarak ekonomik kazanç getiren uygulamalardır. Ancak, sürdürülebilir kampüse sahip olma, üniversitelerin salt kendi ayakları üzerinde durabilmesinin finansal bir gerekliliği olarak düşünülmemelidir. Artan çevresel problemler, küresel iklim değişikliği, insan faaliyetlerinin bu değişiklikteki önlenemez katkısı ve bu değişikliğin yol açtığı sorunlara maruz kaldığımız günümüzde üniversiteler, sürdürülebilirlikle ilgili bilgiyi üretmek, toplumla paylaşmak ve sürdürülebilir teknolojilerin üretilmesi/kullanılması konusunda liderlik yapmak suretiyle sosyal sorumluluk görevlerini yerine getirmiş olabileceklerdir.Özellikle kampüslerde kurulan fotovoltaik, rüzgar türbini gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretiminde kullanılması ve/veya biyokütle/atıklardan biyogaz üretilmesi ile enerji giderlerinde düşüşler görülmüştür. Kalifornia’da bulunan Southwest Koleji’nde kurulan 4 MW’lık fotovoltaik sistem ile elektrik giderlerinde yılda 280.000 $’lık ve Minnesota Üniversitesi’nde kurulan biyokütle tesisi ile doğalgaz giderlerinde yılda 500.000 $’lık azaltım görülmüştür.
Yeşil Bina Tasarımı
Üniversitelerdeki binaların tasarımının yeşil bina ilkelerine göre yapılması ve ilgili sertifikasyonlarla belgelendirilmesi, binaların enerji verimli olduğunu, iç ortam hava kalitesinin ve konfor özelliklerinin iyi olduğunu göstermesi açısından sürdürülebilir kampüs uygulamalarında tercih unsuru olmaktadır. Güneş ışığından daha fazla yararlanılan ortamlarda öğrenci performansında yüzde 20’lik bir artışın gözlendiği aynı zamanda önemli oranda enerji tüketiminden tasarruf sağlandığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Ülkemizde, yeşil bina konseptine olan talep oldukça sınırlıdır. Üniversiteler, mevcut binalarındaki iyileştirmelerinde veya özellikle yeni kuracakları binalarda yeşil bina konseptine göre düzenleme yapmaları durumunda, binanın yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkacak masrafları ve etkileri azaltacak, enerji giderlerini en aza indirebileceklerdir.
Çevre dostu binalara yönelik uluslararası arenada kabul gören LEED, BREEAM gibi sertifika sistemleri mevcuttur. 1998 yılında ortaya çıkan LEED sertifika sistemi, Amerikan Yeşil Binalar Konseyi (İng. kısaltma: USGBC) tarafından geliştirilmiş bir çevre dostu bina sertifikasyon sistemidir. BRE Environmental Assessment Method (BREEAM) ise, ilk olarak 1990´da İngiltere´de kullanılmaya başlanan ama daha sonra dünyanın bir çok ülkesinde benimsenmeye başlanmış bir çevre dostu bina sertifika sistemidir. LEED sertifikasında olduğu gibi BREEAM sertifikasının amacı bir binanın ne kadar çevreye duyarlı oluğunun standartlara bağlanarak ölçümünün yapılmasıdır. Her sene yenilenen sertifika günümüzün çevre dostu teknolojilerini uygulayan binaların taçlandırılmasını sağlamaktadır. Sertifika sistemlerinde, sadece bina için değil tüm kampüs alanı içinde başvurulabilinmektedir. Sertifakalandırılabilmek için, kampüs içindeki bitki örtüsünün toprak ve iklim yapısına uygun şekilde tasarlanması, yağmur sularının direkt toprağa karışması yerine yağmur kanallarından akıtılarak sulama amacıyla kullanılabilmesi, çatı ve duvarlarda ısı yalıtımını sağlayacak malzemeler kullanılması, yaz mevsimi uzun süren bölgelerde açık renk ve gölgelendirme sistemli binaların, kış mevsimi uzun süren bölgelerde ise koyu renklerin tercih edilmesi, cam cephelerde ısı iletkenlik katsayısının düşürülmesi ve doğal ışığın kullanılması gerekmektedir. Düşük emisyonlu ve iç mekanlarda kaliteli malzemeler kullanılması, zemin kaplamasına önem verilmesi iç ortam hava kalitesini iyileştirerek daha sağlıklı bir yaşam alanı sağlayan binaların oluşmasına fırsat vermektedir. Ülkemizde yeni kurulan bazı vakıf üniversiteleri, kampüs geneli veya bazı binaları için bu tip sertifikaların alınmasına yönelik çalışmalar yürütmektedirler.
Yeni /Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yaratmak Artan enerji fiyatları, petrol ve doğalgazda dışa bağımlılık ve fiyatların kontrolsüz artışı, yüksek emisyonlara sahip kömür ile çalışan termik santralleri kaçınılmaz olarak elektrik üretim alternatifi olarak gündeme getirmektedir. Üniversite kampüslerinde enerji taleplerinin azaltılması ve kampüs içinde enerji ihtiyaçlarının yenilenebilir enerji kaynakları kullanılması üzerine birçok projeler geliştirmiştir. Sürdürülebilir Kampüs Projeleri olarak adlandırılan bu projeler genellikle enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı üzerine yoğunlaşmaktadır.
Kampüslerde, sürdürülebilir enerji kaynaklarından olan Küçüksu kaynakları, jeotermal kaynaklar, rüzgar, dalga ve güneş enerjisi, biyokütle, biyogaz kaynakları gibi değişik alternatiflerin değerlendirilmesiyle kampüsün tüm enerji ihtiyacını karşılayabilmesi yanında gelir getirici unsur olarak yararlanılabilecek yatırımlar düşünülmelidir. Yeni kurulacak üniversitelerde mümkünse kampüs için alanı belirlerken bölgesel şartlara göre yenilenebilir enerji kaynaklarından istifade edebilecek bir yer seçilmesi gelir getirici unsur olarak sürdürülebilirlik açısından önem kazanmaktadır.Kampüs elektrik ihtiyacının karşılanmasında en çok tercih edilen yenilenebilir enerji kaynakları rüzgar ve güneştir. Üniversiteler güneş enerjisinden hem elektrik hem de ısı enerjisi üretiminde faydalanmaktadırlar. Kampüs elektrik ihtiyacının karşılanmasında güneş enerjisinin kullanıldığı en büyük sistem, ABD’nin Kalifornia eyaletinde bulunan Southwest Koleji’nin 2008 yılında kurduğu 4 MW’lık fotovoltaik sistemdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarından sadece elektrik üretilmemekte, ayrıca ısı enerjisine dönüştürülerek de faydalanılmaktadır. ABD’nin Illınois eyaletinde bulunan Governors State Üniversitesi’nin spor salonu çatısı üzerine kurduğu güneş-ısı sistemi olimpik bir yüzme havuzunu ısıtmakta, soyunma odaları için sıcak su sağlamakta ve üniversitenin diğer yakın binalarının da sıcak su ihtiyacını karşılamaktadır. Maliyeti 300.000$ olan sistemin yıllık 10.000$ değerinde doğal gaz tasarrufu sağladığı belirtilmiştir. New Hampshire Üniversitesi’nin 45.000.000$ maliyet ile kurduğu metan üretim alanı yıllık 27 milyon m3’lük doğalgaza eşdeğer üretim yapabilmektedir. Bu sistemin kendisini 10 yılda geri ödemesi beklenmektedir. Ülkemizde de benzer örnekleri görmek mümkündür, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü’nde kurulan Güneş Evi, kendi enerji ihtiyacını bodrumunda bulunan çakıl-yatak ısı deposu ve yaklaşık 1kW’lık fotovoltaik sistem ile karşılamaktadır. Ayrıca yine Beytepe Kampüsü içerisinde çok sayıda güneş enerjili trafik uyarı sistemleri ve aydınlatma sistemleri kurulmuştur. Bugünlerde ise, kampüste bulunan üç otopark alanının üstü toplam 400 kW’lık fotovoltaik paneller ile kaplanarak elektrik üretilmektedir.
Fotoğraf 1’de bu sistemlerden birinin resmi verilmiştir. Harran Üniversitesince DPT tarafından sağlanan finansmanla Temiz Enerjili Kampüs Entegre Projesi dâhilinde birçok yenilenebilir enerji kaynağının etkin kullanımı yanında fotovoltaik sistemler ile su pompalama ve elektrik üretme üzerine çalışmalar yapılmıştır. 19 Mayıs Üniversitesi’nde rüzgar enerjisi santrali kurularak bu santralden kampüsteki binaların enerji ihtiyacının karşılanmasının hedeflenmekte, Muğla Üniversitesi’nde kurulacak güneş enerjisi santralinin de şebekeye bağlanması amaçlanmaktadır. Akdeniz Üniversitesince hazırlanan Sıfır Emisyonlu Kampüs Stratejisi çerçevesinde enerjinin etkin kullanımı, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve sıfır salım yaklaşımı ile yıllık 50 bin ton CO2 olan kampüs salımını azaltmak için atık yönetimi, biyogaz kullanımı ve güneş enerjisi uygulamalarının hayata geçirilmesi planlamıştır. 630kW’lık fotovoltaik sistem kurulumu ile üniversitenin bazı birimlerinin elektriklendirilmesi ilgili strateji kapsamında bahsedilmiştir. Çevre Kirliliğinin Önlenmesi, İklim Değişikliği ve Ekolojik Sağlık Özellikle Sanayi Devrimi ile birlikte gittikçe artan başta fosil yakıt tüketimine bağlı karbon salınımı ve hava kirliliği ve endüstriyel çevre kirliliği, bazı tarımsal faaliyetler ve bunları kontrol etme çabalarında gönülsüzlük giderek bir iklim ve çevre felaketine dönüşmektedir. Özellikle fosil yakıtlı enerji üretim santralleri, artan hava kirliliği ve küresel iklim değişikliği sorunlarına yol açan başlıca aktörlerden biridir. Enerji tüketiminin azaltılması direkt olarak emisyonların azalmasına neden olarak iklim değişikliğinin önlenmesinde faydalı bir uygulamadır. Öğrenciler başta olmak üzere tüm kampüs toplumunda ortak bir tasarruf şuurunun ve kültürünün yerleştirilmesi ile azalan atık miktarı ve çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik davranışlar, üniversitenin sosyal sorumluluk işlevi gereği olduğu gibi sürdürülebilirlik konusunda toplumda öncülük edilmesine de katkı sağlayacaktır. Sürdürülebilir kampüs için tüm akademik ve idari personel ve öğrencilerinin çevre bilincine sahip olmaları ve bu çerçevedeki çalışmalara günlük kampüs yaşamı ve öğretim programı çerçevesinde katılmaları hedeflenmektedir.
Michigan Üniversitesi’nin Ann Arbor Kampüsü’nde yeşil kampüs çalışmaları kapsamında 2011 yılındaki toplam karbondioksit emisyonunda 2004’teki değerine göre yüzde 5,8 azalma sağlanmıştır. Su kullanımında ise 2011 yılında 2004’teki değerine göre yüzde 7,1 azalma sağlanmıştır. Southampton Üniversitesi’nde atık yönetim stratejileri ile 2007/2008 döneminde düzenli deponi alanına gönderilen atıkta 2004/2005 dönemindeki değerine göre yüzde 75 azaltım sağlanmıştır. Melbourne Üniversitesi çeşitli projeleri hayata geçirerek üniversitenin net karbon emisyonunda 2009 yılında 2006’daki değerine göre yüzde 34’lük azaltım sağlamıştır.
“YEŞİL” ÜNİVERSİTE OLMANIN ZORLUKLARI
Her iyi ve değerli çaba, faydalı potansiyel sonuçları olacağı görülmesine rağmen engeller ile karşılaşabilmektedir. Sürdürülebilir kampüs’e ulaşılması ancak kampüs yönetim birimi, akademik ve idari personel, öğrenci ve yerel toplumu içine alan başarılı bir planlama ve uygulama süreci ile mümkün olabilmektedir. Aşağıdaki liste, kesinlikle tam olmasa da, sürdürülebilir kampüs uygulanması açısından karşı karşıya kalınacak önemli sorunları göstermekte, bu engellerin nasıl aşılabileceğine de vurgu yapılmaktadır.
1. Sürdürülebilir kalkınmanın önemini ve aciliyetini kavramak İlk ve en zorlu engel, organizasyon ihtiyacının kabul edilmesidir. Pek çok organizasyon gibi üniversitelerde sınırlı kaynaklarla büyük bir misyon için çalışmaktadırlar.
Başlangıçta, örgütün konuya olan ilgisi, bilgisi ve kaygısı, temin edilmesi gereken mali profilden daha önemlidir. Gerçekleştirilecek ön incelemeler,kampüste çeşitli bölüm ve birimlerdeki kişiler ile yapılacak görüşmeler, sürdürülebilirlik ve yeşil bir kampüs geliştirme konusunda temel bir ilginin oluşmasına katkı sağlayacaktır. İlk olarak ihtiyaç duyulan neden ve nasıl bir sürdürülebilir kampüs olunacağı ile ortak bir dil oluşturmaktır. Bu dil birliğinin organizasyonun tüm seviyelerinde gerçekleşmesi gerekir.
2. Bilgi kaynaklarının kullanılabilirliği
Sürdürülebilir kampüs olma yolunda ihtiyaç duyulan çevresel performans göstergeleri (kişi başı karbon salımı, tüketilen enerji, su, oluşan atık vb.) ile ilgili bilgileri kampüs içinde tek bir yerde bulmak kolay değildir, veya bugüne kadar hiç üretilmemiş bilgelere ihtiyaç duyulabilir. Birçok kişi sorunun farklı yönleri hakkında belli bilgilere sahipse de genellikle mevcut verilerle büyük resmi görmek mümkün değildir.Ne yazık ki, istenilen bilgilere hızla ulaşmakta ciddi direnç görmek de olasıdır.
3. Neredeyse görünmez tüketim maliyeti
Çok az kuruluş,altyapı hizmetlerinin maliyetleri hakkında yayın üretmektedir. Çoğu durumda sadece birkaç idare yetkilisi, enerji, su ve atık yönetimi için harcanan para miktarının farkındadır. Bu da enerji, su ve diğer kamu tüketiminin doğru belirlenememesine katkıda bulunur. Hatta çoğu bölüm başkanları kendi işletim programlarının maliyetinin farkında değildir.
4. Bireylerin rolünün önemsizliği algısı
Bir koruma programı ile uğraşan insanlar, genellikle bu program içinde kendi rollerinin önemsiz olduğu algısına kapılıp, harcayacakları çabanın alınacak sonuç için gereksiz olduğunu düşünürler. Tüm organizasyon düşünüldüğünde bir işe yaramayacağı düşünülen pek çok bireysel katkının toplamda binlerce liralık fayda sağlayacağının anlatılması gerekir.
5. Koruma amacıyla yapılan her türlü eylemin faydadan çok maliyet getireceğine olan algı Çoğu insan, tüketim maliyetleri hakkında bilgisi olmadığı için, su, atık ve/veya enerji tüketimini kontrol etmek için uygulanacak iyileştirme projeleri, eğitim, öğretim ve projeler ile bireysel eylemlerin sonradan somutlaşan faydasının öneminin farkında değildir. Ülkemiz, hızla gelişmekte olan ekonomisi ve artan nüfusuna paralel olarak enerji talebi ve bu sebeple CO2salımını günden güne artan, bulunduğu coğrafya nedeniyle de oluşabilecek iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek olan ülkelerden biri konumundadır. Ne yazık ki, kamuoyunun, küresel iklim değişikliği, insan faaliyetlerinin bu değişiklikteki payı ve değişikliğin yol açtığı sorunlar hakkında farkındalık seviyesi çok düşüktür. Ülkemiz için, sürdürülebilirlik, kaynak israfının önlenmesi ve korunması konularında farkındalık yaratabilecek sınırlı sayıda girişimden bahsetmek mümkündür. Bunlardan birisi de sayıları hızla artan devlet ve vakıf üniversitelerde sürdürülen veya yapılması planlanan yeşil kampüs çalışmalarıdır. Üniversitelere gereğince finans tahsis edilmesinin gittikçe daha zor hale geldiği günümüzde üniversitelerin elbette belli eğitim standartlarını karşılayabilmek ve dünyadaki diğer üniversitelerle yarışabilmek için finansal boyutu da düşünmeleri önem arz etmektedir. Bu tür çalışmalar hem üniversitelerin enerji giderlerinin azaltılmasını, hem de toplumda çevre duyarlılığının artmasında öncülük yapmalarını hedeflemektedir. Bu iki gerekliliğin birbirini desteklemesi nedeniyle hem köklü üniversitelerimizde, hem de yeni kurulacak üniversitelerin sürdürülebilir kampüs olma yönünde nemli fırsatlar ortaya çıkmaktadır.
KAYNAKÇA
1. Akaydın, M., Akdeniz Üniversitesi Sıfır Emisyon Kampüs Stratejisi,
http://www.umwelttechnik-rlp.de/aktuelles/downloads/MFM_Antalya_06/PPT_061006/akaydin_TUR.pdf,
Erişim
Tarihi: 06.07.2012
2. Calder W. ve Clugston R. “Progress Toward Sustainability in Higher Education” in The Environmental Law Reporter: News & Analysis, Vol. 33, No. 1, Environmental Law Institute, 2003.3. Elder J. L. “Think Systemically,
Act Cooperatively: the Key to Reaching a Tipping Point for the Sustainability Movement in Higher Education”,
Sustainability: The Journal of Record, Vol. 1, Issue.5. pp 1-12, 2008.4. İGovernors State University (GSU),
Governors State University to Illinois Lt. Governor Pat Quinn to discuss the state’s largest solar panel installation,
http://www.govst.edu/NewsEvents/t_NewsEvents_PressReleases.aspx?id=3767,
Erişim Tarihi: 05.07.2012
5. Grindsted T.S. ve Holm T. “Thematic Development of Declarations on Sustainability in Higher Education”,
Environmental Economics, Vol. 3, Issue. 1, pp. 32-40, 2012 6. Oktik, Ş.,Eke, R., Eltez, M., Tozlu, C.,
“Güneş Enerjisi ve Muğla Üniversitesi MUTEK-ARGE Uygulamaları”,
http://www.eie.gov.tr/turkce/en_tasarrufu/en_tas_etkinlik/2005_bildiriler/oturum6/SenerOktik.doc,
Erişim Tarihi:06.07.2012
7. Renewable Energy World, Los Angeles College Installs 4-MW Solar Project,
http://www.renewableenergyworld.com/rea/news/article/2008/11/losangeles-college-installs-4-mw-solarproject-53999
Erişim Tarihi: 05.07.2012
8. University of Minnesota (UMN), 2009,Biomass District Heating & Cooling System, http://renewables.morris.umn.edu/biomass/, Erişim Tarihi: 05.07.20129.
University of New Hampshire (UNH), LandfillGas Project, http://www.unh.edu/ecd/images/lfgbrochure.pdf,
Erişim
Tarihi: 05.07.2012
10. Velazquez L.,Munguia N., Platt A., ve Taddei J. “Sustainable University: WhatCan Be the matter”, Journal of Cleaner Production, Vol. 14, Issue.9–11, pp. 810–819, 200611. Wright T.S.A."Definitions and Frameworks for Environmental Sustainability in Higher Education", International Journal of Sustainability in HigherEducation, Vol. 3, Issue. 3, pp. 203 – 220, 200212. Yeşilata, B., Mutlu, İ, H. ve Aktacir, M. A.,
“Fotovoltaik Güç ve Harran Üniversitesi Temiz Enerjili Kampüs Entegre Projesi-1: Stratejik Esaslar", IV. Yenilenebilir Enerji Kaynakları Sempozyumu, 31 Ekim- 2 Kasım, Gaziantep, s. 71-75, 2007.13. Zhang N., Williams I.D., Kempa S., ve Smith N.F. "Greening Academia: Developing Sustainable Waste Management at Higher Education Institutions”, Waste Management,Vol. 31, pp. 1606–1616, 2011.