Blog / "Refahın Ölçümü Ve Toplumların İlerlemesini Teşvik Etmek" Konferansı
"Refahın Ölçümü Ve Toplumların İlerlemesini Teşvik Etmek" Konferansı
Dursun BALKAN - Nazlı SAYLAM BÖLÜKBAŞ
“Refahın Ölçümü ve Toplumların İlerlemesini Teşvik Etmek” konulu konferans; e-frame projesinin paydaşları olan OECD, İtalya İstatistik Ofisi (Istat) ve Hollanda İstatistik Ofisi (CBS) tarafından organize edilmiş ve Eurostat ile Avrupa İstatistik Sistemi (European Statistical System) işbirliğinde 26-28 Haziran 2012 tarihlerinde Fransa’da gerçekleştirilmiştir. Konferansa Verimlilik Genel Müdürlüğü’nü temsilen Özlem Durmuş, Nazlı Saylam Bölükbaş ve Dursun Balkan katılmıştır. Konferansta ilk olarak “Refahın ve Toplumların İlerlemesinin Ölçümü”ne yönelik yürütülen e-frame projesinin tanıtımı yapılmıştır. Proje kapsamında çeşitli konferans ve çalıştaylar düzenleneceğinden bahsedilmiştir. Bu çalıştay ve konferansların listesi şu şekildedir. Son konferansa kadar entegre edilmiş ana raporlar tamamlanmış olacaktır. Bu raporları; “İlerlemenin Ölçümü ve Sürdürülebilir Büyüme Durum Değerlendirme Raporu” ve gelecek çalışmalar için yol haritası olacak olan “İlerlemenin Ölçümü El Kitabı” oluşturmaktadır. E-frame projesinin koordinatörlüğü İtalya Ulusal İstatistik Enstitüsü (ISTAT- Italian National Institute of Statistics) tarafından yürütülmektedir. E-frame projesinin en temel amacının refah ve ilerlemenin ölçümü üzerine yapılan tüm tartışmalar için ilgili tüm paydaşlar arasında bir Avrupa çerçevesi yaratmak olduğu üzerinde durulmuştur. E-frame projesi, ekonomik performans, gelişme, refah ve daha genel olarak toplumların ilerlemesini ölçmek konularındaki tartışmaları ilgili tüm paydaşların (Avrupa’daki ilgili kurumlar, politika yapıcılar, araştırmacılar ve sivil toplum) faaliyetlerini koordine ederek konuyu tüm önemli yönleriyle ele almayı ve aşağıdaki genel hedeflere ulaşmayı hedeflemektedir.
• Sürdürülebilirlik ve beşeri sermaye de dâhil olmak üzere refah ve toplumsal ilerlemenin ölçülmesi konusunda araştırma faaliyetlerini sürdürmek,
• Konu ile ilgili Avrupa’da tartışma ortamını teşvik etmek,
• Mevcut göstergelerin kullanımı için kurallar tanımlamak,
• İlerlemenin ölçümü üzerine çalışan Ulusal İstatistik Enstitüleri’nin uyumlaştırılmasını sağlamak.
İlgili hedefler doğrultusunda gerçekleştirilen konferans, refahın ve ilerleme göstergelerinin ölçümü ve politika kullanımı üzerine odaklanmıştır. Bu göstergeler insanların yaşamında direkt etki eden göstergelerdir. Refahın ve ilerlemenin ölçümü; standart ekonomi ve gelişme göstergelerini tamamlayıcı ve insanların yaşam koşullarını direkt yansıtan yeni istatistikler oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma üç kavramsal çerçeve altında gruplandırılmıştır:
1) Maddi Koşullar (Material conditions)
a) Ulusal Hesaplardaki Eşitsizliklerin Ölçülmesi,
b) Hanehalkları Tarafından Kendi Kullanımları İçin Üretilen Hizmetlerin Ölçümü,
c) Kişi Başına Reel GSYİH Büyümesi ve Kişi Başına Reel Hane halkı Geliri Büyümesi Arasındaki Farklılıkların Belirlenmesi,
d) Hanehalkı Gelir, Harcama ve Varlıklarına İlişkin Bütünleşik Mikro Veri Çerçevesi Oluşturulması.
Konferansta ayrıca, “GSYİH ve Ötesi” (GDP and Beyond) kavramından ve bu kavramın tarihsel gelişiminden bahsedilmiştir. Bahsedilen tarihsel gelişim kronolojik olarak aşağıdaki gibidir:
1968: Ulusal Hesaplar Sisteminin Benimsenmesi
1970’ler: Ekonomik büyüme ve ekonomik hesaplara yöneltilen eleştiriler Demografik ve sosyal istatistiklere entegre bir sistem geliştirme çalışmaları Çevre için ekonomik kavramlar
1987’ler: Sürdürülebilir Büyüme
2001: Avrupa Sürdürülebilir Büyüme Stratejisi ve Sürdürülebilir Göstergelerin Değişimi
2006: Yenilenmiş Avrupa Sürdürülebilir Büyüme Stratejisi
2007: Geniş katılım içeren büyük Avrupa Konferansı (İstatistikçiler, çevreciler ve politikacıların katılımı ile)
2009: GSYİH ve ötesi konusunda kısa ve uzun dönemli politik yol haritaları üreten komisyonların oluşturulması
2010: Avrupa İstatistik Sistemi (ESSEuropian Statistical System) tarafından başlatılan Sponsorluk GrubuSponsorship Group (Stiglitz Raporu)
2011: Sponsorluk Grubu Raporları Bu kapsamda GSYİH ile refah ölçümünün doğruluğu da irdelenmiştir.
GSYİH, ülkelerin refah düzeylerinin ve ilerlemelerinin ölçülmesi ve bu konulardaki değişimlerin izlenmesi ve ülkeler arası karşılaştırmaların yapılması konusunda kullanılan temel göstergedir. Ancak günümüz dünyasında pek çok ekonomist tarafından; bir ülkenin sadece mal ve hizmet üretebilme kapasitesini ölçmekte yetersiz kaldığı ve bir toplumda yaşayan insanların refahını oluşturan sağlık, eğitim, iş-yaşam dengesi, çevre kalitesi gibi doğrudan üretime bağlı olmayan faktörlerin de incelenmesi gerektiği konusu gündeme getirilmiştir. Bu görüş doğrultusunda, sadece ürettiği mal ve hizmet miktarını ölçmek gerek bir ekonominin verimliliğini yansıtma anlamında ve gerekse politika üretme süreçlerinde yetersiz kalmaktadır.
Diğer taraftan GSYİH gelir dağılımdaki eşitsizliği hesaba katmakta yetersiz kalabilmektedir. GSYİH kişi başına düşen ortalama üretimi yansıtır ve toplumun herhangi bir kesimindeki değişimleri gösteremez. Gelir dağılımındaki eşitsizliğin artması ise işgücü verimliliğinin azalmasına sebep olur. Ekonomik krizlere, artmakta olan kaynak sıkıntısı ve pek çok çevre tehdidi eklenince; daha etkili yeni ölçüm araçlarının oluşturulması ihtiyacı ivme kazanmıştır. İlerlemeyi ölçebilmek için yeni ölçüm değerleri ve araçları oluşturmaya çalışanlardan bazıları; Birleşmiş Milletler, OECD, UNEP (United Nations Environment Programme)’dir.
Ayrıca maddi koşullar ile ilgili olarak, Avrupa 2020 Stratejisi’nde ise basit, spesifik ve ölçülebilecek beş ana hedef belirlenmiştir. Bu hedefler;
• İstihdam: 20-64 yaş arası nüfusun istihdam oranının yüzde 69’dan yüzde 75’e çıkarılması,
• Ar-Ge / İnovasyon: Avrupa Birliği Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’ndan ArGe ve inovasyona ayrılan payın
mevcut yüzde 2 oranından yüzde 3’e çıkarılması,
• İklim değişikliği/Enerji: Sera gazı salınımının 1990 yılına kıyasla en az yüzde 20, şartlar elverişli ise yüzde 30 oranında azaltılması, AB’nin enerji tüketiminde yenilenebilir enerjinin payının yüzde 20’ye yükseltilmesi ve yüzde 20 oranında enerji verimliliği sağlanması,
• Eğitim: Okulu erken bırakanların oranının yüzde 15’ten yüzde 10 seviyesine düşürülmesi, 30-34 yaş arası yüksek öğrenim mezunu nüfus oranının yüzde 31 seviyesinden en az yüzde 40 seviyesine yükseltilmesi,
• Yoksulluk/Sosyal dışlanma: 20 milyon insanın yoksulluktan ve sosyal dışlanmadan kurtarılmasıdır.
2) Yaşam Kalitesi (Quality of life) Ekonomik kaynaklar genelde kişilerin refahı konusu üzerinde durmaz. Sağlık, insan ilişkileri, eğitim, çevre kalitesi, sivil katılım, yönetim, güvenlik ve yaşam kalitesini oluşturan kişilerin hayattaki subjektif deneyimlerine dayanan duygular ve değerlendirmeler gibi diğer tüm faktörler kişilerin refahını oluşturur. Yaşam kalitesini ölçmek tüm bu faktörleri aynı anda ekonomik ve ekonomik olmayan, subjektif ve objektif şekillerde ve farklı nüfus grupları arasında değerlendirmeyi gerektirir.
OECD’nin bu konudaki çalışmaları ise “Subjektif Refahın Ölçülmesine Yönelik Kılavuzlar Geliştirmek” şeklindedir. Subjektif refah göstergeleri kişilerin yaşamına ilişkin kritik bilgileri elde etmede fayda sağlar. Yaşam memnuniyeti gibi subjektif refah ölçüleri ülkelerin İstatistik Ofisleri ve uluslararası organizasyonlar tarafından oluşturulur.Dünya Bankası, yaşam kalitesini İnsani Gelişme Endeksi (Human Development Index) kullanarak ölçmektedir. İnsani gelişme endeksi üç boyut ve dört göstergeden oluşmaktadır. İnsani gelişme endeksini oluşturan üç boyut; sağlık, eğitim ve yaşam standartlarıdır.
Dört gösterge ise yaşam beklentisi, ortalama eğitim süresi, beklenen eğitim süresi, kişi başına düşen gayri safi milli gelirdir. Ayrıca, yaşam kalitesinin subjektif şartlara ve yeterliliklere bağlı olduğu ve yaşam kalitesi göstergelerinin de kapsamlı bir şekilde eşitsizlikleri değerlendirmesi gerektiği; yaşam kalitesini ölçmek için hazırlanan anketlerin her kişi için farklı yaşam kalitesi kriterlerini değerlendirecek şekilde tasarlanması ve bu bilgilerin de farklı alanlarda politika üretirken kullanılması gerektiği vurgulanmıştır.
Gerek objektif gerekse subjektif refah ölçülerinin kişilerin yaşam kalitesi hakkında anahtar bilgi sağlayacağına değinilmiştir. İstatistik kurumlarının anketlerinde kişilerin yaşam değerlendirmeleri, hedonic deneyimleri ve önceliklerini elde edecek sorulara yer vermesi gerektiği belirtilmiştir.
3) Sürdürülebilirlik (Sustainability) Konferansta sürdürülebilirlik başlığında temel olarak iki dinamik üzerinde yoğunlaşılmıştır. Birisi beşeri sermeye diğeri ise doğal sermayedir. Beşeri sermaye; üretime katılan işgücünün sahip olduğu ve diğer üretim faktörlerinin daha verimli kullanılmasına imkân veren bilgi, beceri, tecrübe ve dinamizm olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu değerler, yeni teknolojilerin bulunması ve etkin bir şekilde kullanılmasına yol açmakta, böylece ekonomik büyüme artmakta ve ülke ekonomisi daha hızlı gelişebilmektedir. Beşeri sermaye ekonomik olan ve olmayan çok çeşitli yararlar sağlar. Özellikle en büyük yararlarından bazıları daha iyi sağlık, daha uzun ömür ve toplum yaşamına daha fazla katılımdır. Sürdürülebilir refah bir ülkenin diğer kaynaklarının yanında beşeri sermaye değişimleriyle de ilişkilidir. OECD beşeri sermaye stokunu parasal olarak tahmin etme çalışmaları yürütmektedir. Bu göstergeler okullaşma ve yetkinlik gibi fiziksel göstergeleri temel alır. Beşeri sermaye stoku fiziksel sermaye stoku ile karşılaştırıldığında yararlı olmaktadır. Ülkeler arasında beşeri sermayeyi ölçmek için kullanılan veri kaynakları çok çeşitlidir ve tahminler araştırmalarla sınırlı kalmaktadır. Ayrıca beşeri sermaye ölçümünde kullanılan ölçüler de ülkeden ülkeye çeşitlilik göstermektedir. Fiziksel göstergeleri genel olarak eğitim istatistiklerinden elde edilen geleneksel göstergeler oluşturmaktadır. Parasal ölçüler için ise gelire dayalı yaklaşımlar ön plana çıkmaktadır. Doğal Sermaye: Konferansın doğal sermaye başlıklı oturumunda toplumların varlıklarını oluşturan en önemli bileşenlerden biri olan doğal kaynak sermayesi ve bu sermayenin nasıl ölçüleceği ele alınmıştır. Doğal sermaye ve doğal sermayenin ölçümüne ilişkin tartışmalar ağırlıkla; doğal kaynakların sürdürülebilir ve verimli kullanımının, doğal kaynak kullanımı ve çevresel etkilerin ekonomik büyümeden ayrıştırılmasının (decoupling) ve bilgiye dayalı çevresel karar alma süreçlerinin önemi ve bu alanda öne çıkan çalışmalar olan Çevresel-Ekonomik Hesaplamalar için Uluslararası İstatistik Standartları (SEEA) ile OECD’nin Yeşil Büyüme Göstergeleri ekseninde gerçekleşmiştir.
Gelir eşitsizlikleri, iş ve kazançlar, hanehalkı gelir ve dağılımı, subjektif refah, sosyal bağlantılar ve sivil katılım, bölgesel ve kentsel boyutlar, çevresel sermaye, beşeri sermaye ve nüfusun yaşlanması: ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik ise paralel çalıştayları oluşturan başlıklardır. Konferansta, OECD’deki toplumsal ilerlemenin ve refahın ölçümüne ilişkin çalışmaların “Küresel Proje” (Global Project) adıyla 10 yıl önce başladığından, bu çalışmalardan sonuncusunun geçtiğimiz yıl tanıtımı yapılan “Daha İyi Yaşam Girişimi” (Better Life Initiative) olduğundan, bu girişimin amacının ise toplumsal ilerlemenin haritasını çıkarmak ve politika yapma süreçleri için “piyasanın, ortalamanın, şimdi ve buradanın ötesinde” bir bilgi sistemi oluşturmak olduğundan bahsedilmiştir.
Yine bu Girişim kapsamında yer alan ve kamuoyuyla ilk kez bu konferansta paylaşılan “Hayat Nasıl” Raporu (How’s Life Report) OECD’nin yürüttüğü Küresel Projenin sonuçlarını yansıtmakta olup yaklaşık 40 ülkede insan yaşamının detaylı bir fotoğrafını sunmaktadır. İnsanların maddi yaşam koşulları ve yaşam kalitesine ilişkin ilk defa bu kadar fazla sayıda göstergenin uluslararası seviyede bir araya getirildiği bu raporun daha önce yayınlanan Stiglitz Raporundaki tavsiyeleri dikkate alarak hazırlandığı ve geçtiğimiz Mayıs ayında hayata geçirilen “Daha İyi Yaşam Endeksi” adlı interaktif aracı beslediği belirtilmiştir.
OECD’nin Hayat Nasıl Raporu refahı, yaşam kalitesi ve maddi yaşam koşulları ana başlıkları altında toplam on bir açıdan aşağıdaki gibi ele almıştır: Yukarıdaki çerçevede belirlenen konulardaki göstergeler seçilirken şu kriterler uygulanmıştır:
• Göstergelerin İlgililiği
- yüzeysel geçerlilik (face-validity): ölçülmesi amaçlananı kapsama kapasitesi
- kolay anlaşılabilirlik ve tartışmasız biçimde yorumlanabilirlik
- politika değişikliklerinde uyumlanabilirlik
- nüfus gruplarına göre ayrılabilirlik
• Destekleyici Verinin Kalitesi
- resmi ve iyi yapılandırılmış veri kaynağı
- karşılaştırılabilir/standart tanımlar
- maksimum ülke kapsayıcılığı
- tekrarlamalı (rekürsif) veri toplanması
Konferansta, GSYİH’nin ve diğer makroekonomik değişkenlerin insan hayatına ilişkin gerçekliği tamamen yansıtamadığının artık kabul edildiği belirtilmiş ve bu konuda “asıl önemli olanın bir ülkenin yaptığı sağlık harcamalarından ziyade o ülkedeki insanların sağlıklı olup olmadığıdır” örneği verilmiştir. GSYİH artarken pek çok insanın eskisine oranla daha iyi hissetmediğini, yaşam kalitesinden bahsederken de sadece gelir ve refahtan bahsetmemek gerektiğini; örneğin etkili ulaşım, sağlık, eğlence ve temiz çevre gibi kavramların, yaşam kalitesini etkileyen faktörlerden bazıları olduğu dile getirilmiştir. Ekonomik göstergeler düşünüldüğünde GSYİH’nin bir ülkenin mal ve hizmet üretme kapasitesini ölçen bilinen en etkili gösterge olduğunu ancak GSYİH’yı diğer istatistiksel göstergelerle tamamlamanın bir öncelik olması gerektiği üzerinde durulmuştur. Bunun için Birleşmiş Milletler’in İnsani Gelişme Endeksi’ni (HDI) oluşturduğundan, OECD’nin Toplumların İlerlemesinin Ölçümü üzerine küresel projeyi yürüttüğünden, Fransa hükümetinin Joseph Stiglitz başkanlığında Ekonomik Performans ve Sosyal İlerleme Komisyonu’nu kurmuş olduğundan ve Avrupa Komisyonunun GSYİH ve Ötesi konferansını düzenlediğinden Bahsedilmiştir.
Ayrıca ortalamaların ötesine bakabilmenin ve nüfus grupları arasındaki gelir eşitsizliklerini değerlendirebilmenin önemine vurgu yapılmış, yaşam koşulları ve bu koşulların doğrudan bireylerce takdirini yansıtabilmek için hem objektif hem de subjektif konuların önemli olduğu belirtilmiştir. Bu doğrultuda OECD’nin odaklandığı noktalar şu şekilde sıralanmıştır:
• Sadece GSYİH değil, hanehalkı ve insanlar,
• Girdi veya çıktılar değil, nihai etkiler,
• Ortalamanın yanı sıra eşitsizliklerin değerlendirilmesi,
• Refahın objektif ve subjektif unsurlarının birlikte içerilmesi. Konferanstan çıkarılacak temel sonuç ise; ülkelerin refahının ve ilerlemesinin belirlenmesinde sadece mal ve hizmet üretebilme kapasitesinin (GSYİH) ölçülmesinin yetersiz olduğu, bunun yanında doğrudan üretime bağlı olmayan faktörlerin (sağlık, eğitim, çevre, gelir dağılımı) de incelenmesi gerektiğidir. Çünkü sadece üretilen mal ve hizmet miktarını ölçmek gerek bir ekonominin verimliliğini yansıtma anlamında gerekse politika üretme süreçlerinde yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda genel kabul görmüş GSYİH ve verimlilik gibi göstergeler nispeten geleneksel kalmakta ve bu tarz göstergelerin; gelir dağılımı, subjektif refah, eğitim, sağlık, çevre, beşeri sermaye gibi boyutlarla birlikte incelenmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Konferansın beşeri sermayenin ölçülmesi ile ilgili kısmında da; beşeri sermayenin sosyal politika, işgücü piyasası, eğitim gibi konularda etkileyici faktör olmasının yanı sıra ekonomik büyüme ve verimlilikte de belirleyici bir rol oynadığı ve toplam faktör verimliliği hesaplamalarında fiziksel sermaye stokuna ek olarak beşeri sermaye stokunun da kullanılması gerektiği gündeme gelmiştir.