ISO BELGELENDİRME
Sektörler
İso Belgelendirme
Taksim Danışmanlık Hizmetleri
Karbon Ayak İzi Hesalama
Güncel Fuarlar
Önceki Sonraki
WorldFood Türkiye’nin En Büyük Gıda Fuarı
WorldFood Türkiye’nin En Büyük Gıda Fuarı
9-12 Eylül 2021
Provimes Web ve Mobil Kurulum ve Kullanım Eğitimimize Davetlisiniz.
Provimes Web ve Mobil Kurulum ve Kullanım Eğitimimize Davetlisiniz.
03 Haziran, Perşembe
Provimes Web ve Mobil Kurulum ve Kullanım Eğitimimize Davetlisiniz.
Provimes Web ve Mobil Kurulum ve Kullanım Eğitimimize Davetlisiniz.
03 Haziran, Perşembe Saat: 10
Kurumsal Akademiler Konferansı
Kurumsal Akademiler Konferansı
24 Haziran 2021 | 14:00 - 16:4
Doğaya Saygı Sertifikası
Blog / Jeotermalde en yüksek teknolojiye sahibiz
Jeotermalde en yüksek teknolojiye sahibiz
 
Zorlu Enerji tarafından devreye alınan Türkiye`nin ilk ve en büyük jeotermal santrali Kızıldere Jeotermal Enerji Santrali (JES), Kızıldere Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi`nde faaliyet gösteriyor. Zorlu Enerji Genel Müdür Yardımcısı Ali Kındap, “En yeni teknolojilere sahip, yüksek verimlilikle faaliyet gösteren, çevreci ve sürdürülebilir bir enerji santralidir. Santralde kullanıldıktan sonra kalan sıcak suyun yüzde 99`u da reenjeksiyon ile yer altına tekrar basılmak suretiyle kaynağın sürdürülebilirliği sağlanıyor. jeotermal alanında Türkiye`nin en deneyimli ve yüksek teknolojiye sahip yatırımcısıyız” dedi.
 
Hem yerli hem de yenilenebilir kaynak olan jeotermali kullanan Zorlu Kızıldere Jeotermal Enerji (JES) Santrali, yüzde 96’lık emre amade oranıyla 85 MW enerji üretiyor. Kızıldere JES enerji üretim faaliyetinin yanı sıra, yatırım bölgesi olan Denizli’de pek çok projeye imza atıyor ve bölgede önemli bir kalkınma sağlıyor.   Zorlu Enerji Genel Müdür Yardımcısı Ali Kındap ile Kızıldere JES’i ve Zorlu Enerji’nin önümüzdeki dönemde devreye alacağı yeni jeotermal santralleri konuştuk.
 
Türkiye’nin ilk ve en büyük jeotermal santrali Zorlu Enerji tarafından kuruldu. Türkiye’ye bir ilki kazandırmakla ilgili neler söylersiniz?
 
1984 yılında kurulan 15 megavatlık Kızıldere I santrali, 2008 yılında özelleştirme sürecinde Zorlu Doğal Elektrik Üretim A.Ş.’ye devredildi. Kızıldere II Santral Projesinin fizibilite ve sondaj çalışmaları neticesinde, 2012 yılının ilk aylarında saha uygulamaları ve santral inşaat çalışmaları başladı. 2013 yılının Ağustos ayında da bu santralin ticari üretimine geçişi sağlandı.
 
Şirketimiz, bünyesindeki mühendislik ve destek guruplarıyla bu yatırımın sahibi durumundaydı ve sahada çok önemli bir ekip çalışması gerçekleştirdi. Zorlu Doğal Elektrik Üretim, Zorlu Endüstriyel ve sondaj grubundan oluşan üç farklı departmanın başarılı ve konsolide bir çalışmasıyla süreç tamamlandı. Çalışmalar esnasında çalışan sayısının yüklenicilerle beraber, 700 kişilere ulaştığı dönemler oldu. Buradaki yatırımın ekonomik değeri oldukça yüksek; Kızıldere’de 250 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleşti. Bu yatırım devam ederken, Kızıldere I Jeotermal Santralinden yararlanan, sisteme entegre olmuş üçüncü şahıs ve kamu faydaları hiçbir şekilde sekteye uğramadı. 
 
Kızıldere, jeotermal enerji potansiyeli açısından dünyada çok nadir bulunan bir bölge. Santralimizden sağlanan enerji hem şehir ısıtmasında, hem seralara ısı verilmesinde hem de iki otelin sıcak ihtiyacında kullanılıyor. Ayrıca burada çıkan karbondioksit gazını sıvı üreten bir tesise veriyoruz. Entegre tesis özelliklerini tüm yönleriyle kesintisiz tamamlıyoruz. 
 
“CİDDİ BİR YERLİ SERMAYE KATKISI VAR”
 
Santralin en ileri teknolojiyle kurulduğunu biliyoruz. Bununla ilgili yaptığınız seçimlerden bahseder misiniz?
 
Uluslararası projemizde kullanılan teknolojik ekipmanların yüzde 90’ı ithal ürünlerden oluşuyor. Türkiye’de bazı dağıtım ve montaj ağları bulunan distribütörlüklerden aldığımız pek çok ürün var. Diğer yandan, elektromekanik ve inşaat ekipmanlarına baktığımızda önemli bir yerli kullanım var. Özellikle boru sistemleri ve inşaat malzemelerinin tüm montaj işçilikleri yerli, burada ciddi bir yerli sermaye katkısı var. Devam eden projelerimizde hem mühendislik hem de ekipman alanında yerli katkısını artırmak istiyoruz.
 
Tesisin özelleştirmesiyle beraber mevcut 15 megavatlık kapasite ve işletmede olan yaklaşık 8 üretim kuyusuyla birlikte devredildi. Bunun yanında 70 kilometrelik bir ruhsat alanı da devir sözleşmesine dahil edildi. Burası kamudan devir aldığımızda 15 megavatlık kapasiteye sahip tesis 6-7 megavatlık üretim yapıyordu. Çünkü üretim kuyularında ciddi sıkıntılar vardı. Bilindiği gibi, jeotermal akışkanında agresif mineral yapısından kaynaklı, kabuklaşma ve depozitler yaşanır. Bunu bir nevi Pamukkale dokusu olarak adlandırabiliriz. Bunların çözümü için dünyada ispatlanmış teknolojileri bölgeye uygulamaya karar verdik. İkinci sorun ise reenjeksiyondu. Santral devlet idaresindeyken hiçbir reenjeksiyon çalışması yapılmamış, 2010 yılına kadar tesis hiçbir ciddi revizyon ve bakım görmemişti. Bu konuya da büyük önem vererek ilk günden itibaren herhangi bir arıza durumu olmadıkça tüm akışkanı reenjekte etmeye devam ettik.  
 
“JEOTERMAL SANTRALLERDE YENİ YATIRIM ŞART”
 
Santralin işletme hakkını devraldıktan sonra, bazı iyileştirme çalışmaları yaptınız. Bu çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
 
Proje geliştirme süresince baz alınan giriş verilerinin seçimi test ve araştırmalara dayalıdır. Bir jeotermal elektrik santrali kurulurken kaynağın dinamik olduğunu her an göz önünde bulundurmak gerekir. Doğal gaz çevrim santrali ya da kömürlü termik santrallerde ham maddenin sınırını çizebilirsiniz; ancak jeotermal elektrik kuyularında böyle bir durum söz konusu değil; birçok değişkenle karşılaşabiliyorsunuz. 
 
Üretim kuyularının sondaj çalışmaları devam ederken yapılan testler çok kısa bir dönemde tamamlanıyor. Sağlıklı verilere ulaşmak için, uzun bir işletme dönemi gerekiyor. Üretilen akışkanın bir tesise gelmesi ve işlenmesi için haftalarca, aylarca üretimde kalması gerekiyor. Fakat böyle esnek bir zaman dilimi olmadığından, üretim kısa süre içinde başlıyor. Üretimi kontrol etseniz bile, akışkanın içerisindeki yoğuşmayan gaz oranı, buhar türbin performansınızı etkiliyor ve vakum sisteminde öngörülmeyen yetersizliklere neden olabiliyor. Bundan dolayı vakum sistemimize bir ilave yaparak, kapasiteyi iki katına çıkardık.  
 
Jeotermal rezervuarın en hızlı tepkisi enjeksiyon sisteminde oluyor. Üretim kuyularında zaman içerisinde üretimin düşme eğilimi beklenirken, enjeksiyon kuyularında da karşı basınç oluşma eğilimi bekleniyor. Enjeksiyon kuyularından beklenen kapasite kullanımının yetersiz kalması gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Sektörde hemen her tesiste yaşanan durumlar bunlar. Bizim burada ayrıca reenjeksiyon ve üretim kuyusu ilavelerimiz oldu. 
 
Jeotermal santralde üretime devam etmek veya değişimlere ayak uydurmak için santrallerin enerji verimliliğini sağlamanın dışında, yeni yatırımları gerçekleştirmek de gerekiyor. Bu nedenle de önemli bir yoğunluğumuz var. Sadece işletme bakımı gibi periyodik bakım süreçleriyle sınırlı kalmıyoruz, sürekli yeni olanakları araştırmak durumundayız.
 
“EZBER BOZAN KABUKLAŞMA NEDENİYLE BEKLENMEYEN ARIZALAR OLABİLİYOR” 
 
İşletme sürecinde yaşadığınız aksaklıklardan bahsedebilir misiniz?
 
İşletmedeki en büyük sıkıntılardan biri su kimyası alanında yaşanıyor. Üretim kuyularından gelip her kademeden geçen jeotermal akışkanının, basınç ve sıcaklık değişimlerinden dolayı yüksek oranda depozit oluşturması söz konusu. Bu depozit bir sistemin dönüşünü engelleyebiliyor ve çalışan bir vananın bozulması gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Bu agresif kimyasalların bileşikler oluşturmaması için bağ bozucu inhibitör kimyasallar kullanıyoruz. Ama bazı bölgeler sonradan keşfedildiği için bu bölgelerde yeni sıkıntılar yaşanabiliyor.
 
Suni buhar üreten kömürlü, doğal gazlı ya da akaryakıtlı santraller saf sudan buhar ürettiği için giren su kalitesi oldukça uygun. Burada diğer tesislerde yaşanmayan ve ezber bozan kabuklaşma nedeniyle beklenmeyen arızalar ve bakım gereklilikleri görülebiliyor. 
 
Su kimyasının üzerine yoğun çalışmalarımız var. Bunun için iki yöntem kullanıyoruz: Aldığımız su numunelerini test ediyoruz ve uyguladığımız yöntemleri kontrol ediyoruz. İkinci olarak ise depozitleri (kabuklaşmaları) ölçen cihazlarımız var. Bunları kontrol ediyoruz. Ayrıca danışman firmalarımızdan hem kimyasal tedarik ediyor; hem de uzmanlarla iletişim halinde kalarak denetim ve bakımlarıyla ilgili bilgi ve destek alıyoruz.  
 
Jeotermal enerji sektörü son yıllarda gelişen bir sektör olduğu için dünyadaki büyük üreticiler, ürünlerini bu sektöre adapte etmeye çalışıyor. İnhibitör alanında farklı yaklaşımlar da söz konusu. Bu, üretici firmaların uygulamalarıyla veya santraldeki tesislerinin deneyimiyle gerçekleştirdikleri bir konu. İnhibitörleri kuyu içine basan pompa sistemleri ve bunun kontrolünün izlenmesi 2011’e kadar manuel olarak yürütülüyordu. Bu nedenle de veri takibi sağlıklı bir biçimde yapılamıyordu. Biz burada şartnameleri ve tedarikçileri ikna ettik. Beraber yaptığımız çalışmalar sonucunda geliştirdiğimiz yeni inhibitör pompa sistemleri elde edildi. Rakiplerimiz arasında bulunan iki farklı tesisten sırf bu sistemi incelemek için ziyaret aldık. Burada ciddi bir tasarım yaparak, en optimum çözümü sağladık. 
 
“TESİSİMİZ TÜRKİYE’DE SADECE İKİ TANE ÖRNEĞİ OLAN BUHAR TÜRBİNLİ BİR SİSTEMDEN OLUŞUYOR”
 
Deneyimlerimizle sektörün gelişimine katkı sağladığımıza inanıyoruz. Örneğin vakum sistemindeki kapasite artışı ve iyileştirme çalışmalarını sektördeki diğer oyuncularla paylaşıyoruz. Elbette ki, her santralde farklı bir rezervuar sıcaklığı ve farklı bir teknoloji var. Bizim tesisimiz, Türkiye’de sadece iki tane örneği olan buhar türbinli bir sistemden oluşuyor. Sektördeki diğer tesisler, değerleri düşük rezervuar sıcaklıklarıyla çalışıyor ve buhar türbini teknolojisini kullanmıyorlar. Daha kısa süreli yatırımda sürecine sahip olan ve düşük sıcaklıkta çalışan bainer üniteler kuruyorlar. Her tesis farklı çözümler gerektirdiği için, sizin ihtiyaç duyduğunuz bir çözüme başka bir santral ihtiyaç duymayabiliyor.
 
Buna ek olarak, rezervuar veya sondaj araştırmalarında da bilgi paylaşımlarımız var. Her tesisin bir arama ekibi var. Bu ekipler birbirleriyle sondaj esnasında yaşadığı sorunları ve kullandıkları yöntemleri düzenli olarak paylaşıyor. Şirket içi ticari gizlilik içeren bilgilerin dışında kalan konuları rahatlıkla paylaşıyoruz. Ayrıca sektörde birçoğumuz aynı danışmanlık firmalarını kullanıyoruz, dolayısıyla bilgi paylaşımının bu alanlarda da olduğunu söyleyebiliriz.
 
Elektromekanik ekipmanlar konusunda ülkemizde Kızıldere’ye eşdeğer bir santral görmek oldukça güç. Diğer jeotermal tesislerinin de ekipman ihtiyaçlarını olduğunda paylaşabiliyoruz. Tabii bu biraz da güvene dayalı bir yardımlaşma oluyor. Aydın’da devreye alınacak Alaşehir Jeotermal Santralimizin işletme aşamasında da buradaki deneyimlerimizden fazlasıyla yararlandık. 
Yasal Uyarı
İsfirmarehberi.com´da yer alan kullanıcıların oluşturduğu tüm içerik, görüş ve bilgilerin doğruluğu, eksiksiz ve değişmez olduğu, yayınlanması ile ilgili yasal yükümlülükler içeriği oluşturan kullanıcıya aittir. Bu içeriğin, görüş ve bilgilerin yanlışlık, eksiklik veya yasalarla düzenlenmiş kurallara aykırılığından İsfirmarehberi.com hiçbir şekilde sorumlu değildir.
Bizi Takip Edin !
Facebook Twitter Google Plus Linkedin Youtube Instagram